İletişimRandevu Al
memede-kist-sebepleri.jpg

25 Aralık 2019 zekaipekkafaliSağlık0

Memede Kist Sebepleri ve Tedavisi. Kadınların meme ultrasonografilerinde en sık gördüğümüz problemler arasında ilk sırada meme kistleri gelmektedir. Özellikle menapoz öncesi kadınların hemen hemen üçte birinde gördüğümüz bu kistlerin doğru değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Meme muayenesinde temel hedef hastada meme kanseri olup olmadığının değerlendirilmesidir. Bu muayenelerde ayırt edilmesi gereken en önemli ve sık karşılaştığımız durumlardan biri memede ele gelen bir veya daha fazla kitlenin varlığıdır. Ele gelen kitlelerin en sık sebebi meme kistleridir. Hastalarda meme kanseri yönünden yüksek kaygı ve tedirginlik olduğundan, meme kistleri hakkında bize sorulan bazı soruları burada cevaplamak istiyorum.

Memede kist neden olur?

Memedeki iki temel doku yapısı bağ dokusu ve süt bezleridir. Memede bağ dokusu ile sarılı süt kanalları da yer almaktadır. Bağ dokusu oranının arttığı ve yoğunlaştığı meme yapılarında kılcal süt kanallarının tıkanması sonucu kistler oluşmaktadır. Eskiden Fibrokistik Hastalık veya Mastopati dediğimiz bu yapı, kadınlarda çok büyük oranda görüldüğünden ve sadece bu yapının kanser ile ilişkisi olmadığından, artık hastalık yerine Fibrokistik yapı olarak adlandırmayı tercih etmekteyiz. Bu yapının nedeni hormonal, psikolojik, çevresel nedenler ve beslenme ile ilgili olabilir.

Memede kist olduğunu nasıl anlarız?

Kistler belirli büyüklüklere ulaşmadan veya yüzeyel yerleşimli değillerse elle muayenede ele gelmezler. Ancak ultrasonografide görülürler. Memede kist belirtileri nelerdir? Elle muayenede genellikle meme dokuları daha sert kıvamlıdır ve pütür pütür çıkıntılar hissedilebilir. Özellikle adet dönemlerinde daha da artan meme ve koltuk altı ağrıları olur.

Memede kist ve kitle arasındaki farklar

Memede kist ve kitle arasındaki farklar  elle muayenede ayırt edilemezler. Ancak bazen kistler nispeten daha yumuşak kıvamlı, diğer kitleler ise daha sert yapıda olabilir. Memede kist ağrı yapar mı? Fibrokistik yapıdaki kadınlarda özellikle adet dönemlerinde beliren veya artan meme ağrısı şikayetleri olabilir. Kistlerin sayı ve büyüklükleri fazla ise genellikle ağrı şikayetleri daha da belirgindir. Memede iltihaplı kist varlığında da belirgin ağrı hissedilir. Bazen göğüs kafesi, omuz veya kalp kaynaklı bir ağrı hisseden hastanın meme ultrasonografisinde ağrı kaynağı olarak, mesela sol memede kist görebiliriz. Ağrılı kistlerin de kanser ile ilişkisi olmadığı anlaşılsa bile ultrasonografi kılavuzluğunda iğne ile boşaltılarak tedavi edilmesi uygun olacaktır.

Memede kist kaç cm tehlikelidir?

Kistler bir veya genellikle çok sayıda olur. Çapları birkaç milimetreden 10 cm ye kadar ulaşabilir. Bir kisti değerlendirirken büyüklüğünün önemi yoktur. Ultrasonografideki görünüm özellikleri ve yapısı önemlidir. Ultrasonografide; duvarı düzgün sınırlı mı?, ince mi?, içinde bölmeleri var mı?, bir bölümünde veya duvarında kitle içeriyor mu?, renkli Doppler incelemesinde damarlanması var mı?, kireçlenmesi (kalsifikasyon) var mı? gibi araştırmalar yapılarak kanser yönünden önemli olup olmadığı değerlendirilir.

Memede basit kist ne demek?

Ultrasonografide; kistin duvarı, sınırları, içinde bölmeleri olup olmadığı, kitle içeriği, damarlanması gibi özelliklerine göre gördüğümüz kisti, basit kist ya da komplike (şüpheli) kist olarak tanımlıyoruz. Bu inceleme sonrası şüpheli görülen kistler yine ultrasonografi kılavuzluğunda meme iğne biyopsisi yapılarak patolojiye gönderilir. Ayrıca hastada ele gelen kistler, basit kist olsalar bile, özellikle ağrılı iseler, ultrasonografi kılavuzluğunda iğne ile boşaltılarak tedavi edilebilir ve hastanın eline gelen bir kitlenin de kaybolması ile psikolojik olarak rahatlatılabilir.

Memedeki kist kendiliğinden geçer mi?

Ultrasonografik muayenede görülen kistler takip muayenelerinde genellikle sabit sayı ve boyutta seyretmekle birlikte, hastanın hormonal değişimleri ile artma, azalma, büyüme veya küçülme gösterebilir. Memedeki kistler yok olur mu? Genellikle menapoz sonrası küçülür veya kaybolabilirler. Kistlerin seyrinde başta psikolojik stres faktörler olmak üzere bazı olumsuz beslenme tarzlarının (fazla kahve, çikolata tüketimi gibi) rolü de vardır. Bunların düzenlenmesi de yarar sağlayabilir. Memedeki kitleyi ne eritir? Memede kitleyi eriten sihirli bir formül yoktur. Öncelikle ultrasonografi, gerektiğinde mamografi, meme MR, biyopsi gibi radyolojik muayeneler ile kitlenin kanser olup olmadığının anlaşılması gerekir. Kanser ise cerrahi ve onkolojik tedavilere yönlendirmek, basit kist veya iyi huylu bir kitle ise de radyoloji uzmanı tarafından takip edilmesi gerekmektedir.

Memede kist için hangi doktora gidilmeli?

Kist ve diğer kitlelerin teşhisinde ve ayırt edilmesinde en etkili muayene yöntemi ultrasonografidir. Bu nedenle meme konusunda deneyimli bir radyoloji uzmanı doktora başvurulmalıdır. Diğer branşlardaki doktorlar da (Genel cerrah, Kadın-Doğum uzmanı gibi) ancak bir radyoloji uzmanının ultrasonografi ve mamografi muayenelerinin raporuyla fikir sahibi olabilecekleri için hastalar ilk adres olarak doğrudan radyoloji uzmanına başvurmalıdırlar.

 


kist-hidatik-nedir.jpg

21 Aralık 2019 zekaipekkafaliSağlık0

Kist hidatik nedir? Hidatik kist hastalığı olarak da bilinen bu hastalığın etkeni ekinokok adlı bir yassı solucan türüdür. Ekinokok paraziti çok geniş bir coğrafi dağılım gösterir, ancak, koyun yetiştiriciliğinin yaygın olduğu bölgelerde yoğunlaşmıştır. En sık karaciğeri tutar ve bu nedenle karaciğer kist hidatik veya karaciğer kist hidatiği olarak yaygın görülür.

Karaciğerden sonra sık görüldüğü organ akciğerlerdir. Akciğer tutulumu genç yaş grubunda daha sık olarak görülür. Hastaların çoğunda hidatik kist belirtileri olmamasına karşın, kist yırtılarak veya çevre dokulara bası oluşturarak belirtiler verebilir.

Hastalar görüntüleme yöntemleri ile radyolojik olarak incelendiğinde, tek veya çok sayıda, yuvarlak veya oval şekilli, düzgün sınırlı kitle şeklinde görülür. Yırtılmış hidatik kistler değişik görüntüleme bulguları gösterebilir. Hidatik kist tedavisi kistlerin türüne göre ve yerleştiği organa göre değişmektedir.

Kist Hidatik Bulaşma Yolları

dışkı-ağız ilişkisi iledir. Köpek, kedi ve diğer bazı hayvanlar ana konak, hastalığın görüldüğü sığır, koyun gibi hayvanlar ve insan ise ara konak olarak adlandırılır. Köpek ve kedilerle yakın ilişkili insanlarda daha sık görüldüğü için halk arasında hidatik kist hastalığına köpek kisti de denilmektedir.

Bu ana konak hayvanlardaki solucanın yumurtaları dışkı ile atılır. Bu dışkı ile bulaşmış su ve gıdalar ara konaklar (insan) tarafından alınır. İnsan barsağında yumurtalar açılır ve ortaya çıkan parazitler barsak duvarına tutunur. Barsaktan kan dolaşımına katılan parazitler karaciğere ulaşır. Bu nedenle kist hidatik en sık karaciğerde tutunur ve gelişir. Daha az oranda karaciğeri geçen parazitler sağ kalp dolaşım yolu ile akciğere ulaşır ve burada tutunur.

Akciğerler kist hidatik’in ikinci sıklıkta görüldüğü organdır. Parazitler yerleştiği organda kist şekline dönüşür. Büyüyen kistin çevresinde, parazitlerden oluşan tabakalar ve bunların da dışında vücuda ait sınırlayıcı ve koruyucu dış tabakalardan oluşan kalın bir duvar vardır.

Kistin içinde kaya suyu olarak adlandırılan berrak, mikropsuz, ancak allerjik yapıda bir sıvı bulunur. İnsanda gelişen hidatik kistler genellikle tektir. Bu kist duvarının yırtılması sonucu kist içinde kistler, çevresine yayılım veya uzak organlara taşınan kistler oluşabilir.

Hastalarda karaciğer kist hidatik belirtileri

Kist oluşumunun başlangıç döneminde görülmez ve genellikle 5 cm. çapa ulaşıncaya kadar herhangi bir belirti vermezler. Belirtisi olmayan kistler daha çok başka muayeneler sırasında rastlantısal olarak fark edilirler. Hastalardaki belirtiler kistin komşu organlara baskısı ile veya yırtılması ile ortaya çıkar.

Çocuklarda hidatik kistler bağışıklık sisteminin tam gelişmemiş olması nedeniyle belirti vermeden dev boyutlara ulaşabilirler ve daha geç fark edilebilir.

Hidatik kist teşhisi, kistlerin çeşitli görüntüleme yöntemleri ile gösterilmesi ile konulur. Teşhis kan testleri ile de doğrulanabilir. Karaciğer kist hidatiği için en etkili görüntüleme yöntemi ultrasonografidir. Ultrasonografi ve diğer görüntüleme yöntemleri ile kistin sadece varlığı değil, sayısı, yapısı, türü, yırtılma olup olmadığı da görüntülenerek ortaya konur.

Hidatik kist tedavisi

Hidatik kist tedavisi için geçmişten günümüze kadar gelişen farklı yöntemler vardır. Eskiden hidatik kistin temel tedavi yöntemi olarak cerrahi kabul edilirdi. Ancak günümüzde pek çok hidatik kist hastası girişimsel radyoloji uygulamaları ile ameliyatsız, daha kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Özellikle karaciğer kist hidatiği tedavisinde ameliyat çok az hastada gerekli olmakta, bu hastaların büyük çoğunluğunda ameliyatsız girişimsel radyolojik işlem ile tedavi yapılmaktadır.

Bu yöntemde ciltten ince bir iğne ile ultrasonografi kılavuzluğunda kist içine girilerek tedavi yapılmakta, bazı kistlerde de yine ince bir kateter (1-2 mm çapında ince plastik boru) yardımıyla tedavi tamamlanabilmektedir.

Bu hastalarda ciltte ameliyat kesisi yapılmamakta, hastanın genel anestezi alması veya hastanede yatması gerekmemektedir. Bu yöntemde; kist içine ultrasonografi kılavuzluğunda iğne ile girilip önce kist sıvısı boşaltılır, içerisine tuzlu serum veya alkol verilerek kist duvarındaki parazitler öldürülür ve sonra bu sıvı da boşaltılarak tedavi tamamlanır.

Kist çok büyük ise (genellikle çapı 5 cm üzerinde ise) veya bölmeleri olan bir kist ise, kist içine yerleştirilen ince bir kateter yoluyla kist içeriği birkaç süreyle yıkanarak tedavi tamamlanır. Akciğer hidatik kistlerinde ise, halen cerrahi tedavi ön plandadır. Girişimsel radyolojik tedaviler ve cerrahi sonrasında destek olarak hastalara bir süre ilaç (antiparaziter) verilmesi de hastalığın tekrarlama riskini azaltmaktadır.

Sonuç olarak, hidatik kist hastalığı bölgemizde yaygın olarak görülmektedir. Parazitin bulaşma yollarının bilinmesi ve hastalıktan korunma en önemli basamağı oluşturur. Karaciğer kist hidatik tedavisinde güncel yöntem, ameliyata gerek olmadan yapılan girişimsel radyolojik tedavidir.


tiroid-bezinin-hizli-calismasi-icin-ne-yapilmali-1200x500.jpg

Tiroid bezinin hızlı çalışması için ne yapılmalı konusunu ele alırken öncelikle tiroid bezinin az çalışması konusuna temas etmek gerekir. Tiroid bezinin çalışmasının azaldığı duruma tiroid yetmezliği ‘hipotiroidizm’ adı verilir. Bu durumdaki tiroid bezi az hormon salgılar. Kan tahlili yapılarak ölçülen tiroid hormonları (T3 ve T4) normalden düşüktür. Bu durumda metabolizma yavaşlar ve hastada buna bağlı belirti ve şikayetler ortaya çıkar. Tiroid yetmezliği farklı nedenlerle oluşabilir. Tiroid bezinin hızlı çalışması için ne yapılmalı sorusuna cevap vermeden önce tiroid yetmezliği konusuna değinelim.

Tiroid Yetmezliği Nedenleri

Tiroid yetmezliği nedenlerinin başında ‘Hashimoto tiroiditi’ denilen bir hastalık vardır. Ancak hastalığın nedeni bilinmemektedir, burada tiroid bezi hasara uğramakta, normal ve yeterli çalışamamaktadır. Hashimoto tiroiditinin görülme sıklığı geçtiğimiz yıllar içinde giderek artmaktadır. Bu hastalıkta önce tiroid bezi büyür, yani guatr vardır, ancak yıllar içinde bez küçülür ve hormon salgılayamaz hale gelir. Hashimoto tiroiditi hastalarının kanında, vücudun tiroid bezine karşı ürettiği ‘anti-TPO’ ve ‘anti-Tiroglobulin antikorları’ denilen maddeler yüksek bulunur. Tiroid ultrasonografik incelemesinde; normalde homojen olması gereken tiroid dokusu, heterojen granüler bir yapıda görüntülenmektedir.

Tiroid bezinin hızlı çalışması için ne yapılmalı ? Tiroid yetmezliğine neden olan bir diğer durum da tiroid bezi ameliyatlarıdır. Ameliyat sonrası yeterli hormon salgılayacak kadar doku kalmayınca gelişir. Bu hastalarda belirli aralıklarla kan tahlili yaparak tiroid hormonlarını ölçmek ve izlemek gerekmektedir. Ameliyatla tiroid bezinin tamamının veya büyük bir bölümünün alındığı hastalarda tiroid hormon ilaçlarından biri (Euthyrox, Levotiron veya Tefor) günlük olarak mutlak alınmalıdır ve ömür boyu devam etmelidir.

Tiroid yetmezliğine neden olan bir diğer durum da radyoaktif iyot tedavisi yapılan hastalardır. Bu hastalarda tiroid bezi tahrip edildiğinden yeterli hormon salgılanamaz ve tiroid yetmezliği gelişir.

Tiroid bezinin hızlı çalışması için ne yapılmalı ? Başka bazı durumlarda da tiroid bezinin yeterli çalışmaması, yani hipotiroidi görülebilir. Bunlar arasında; bazı ilaçların uzun süre kullanılması (interferon, interlökin, lityum, amiodaron), baş ve boyuna ışın tedavisi (radyoterapi) yapılması sayılabilir.

Ayrıca, şeker hastaları, kansızlığı olanlar, romatoid artriti olanlar, 60 yaşın üzerindeki kadınlar, kanda yüksek yağ düzeyleri (Kolesterol, trigliserid gibi), depresyon hastaları, çocuğu olmayan veya adet düzensizliği olan kadınlar da tiroid yetmezliği için risk gurubundadırlar.

Yukarıda belirtilen nedenlerden hangisi ile gelişmiş olursa olsun, tiroid yetmezliği olan bir hastada oluşabilen şikayetler ve bulgular şunlardır; halsizlik, güçsüzlük, kolay yorulma, üşüme, soğuğa tahammülsüzlük, seste kısıklık ve kalınlaşma, el, yüz ve bacaklarda şişlik, göz etrafında şişlik, ciltte kuruma, kabalaşma veya kalınlaşma, saçlarda dökülme, kas krampları, depresyon, uyku bozukluğu, uyku hali, kabızlık, adetlerde düzensizlikler, kilo alma, hafızanın zayıflaması, hatırlamada zorluk, nabız sayısında azalma, hareketlerde yavaşlama, terlemede azalma.

Tiroid yetmezliğini saptamak için kullanılan en önemli testler; ‘kanda TSH ve serbest T4 düzeylerinin ölçümü’dür. TSH düzeyi yüksek, serbest T4 düzeyi düşük bir hastada belirgin tiroid yetmezliği vardır. T4 ve T3 düzeyi normal, ancak sadece TSH yüksek ise hafif derecede tiroid yetmezliği vardır ve bu durumun da tedavi edilmesi gerekir. Ayrıca hipotiroidili hastaların 1/3’ünde ‘kansızlık (anemi), ‘demir eksikliği’ ve ‘B12 vitamin eksikliği’ de olabilir ve bunlara da bakılmalıdır. Kadınlarda ‘prolaktin’ hormon yüksekliğinden de tiroid yetmezliği sorumlu olabilir ve böyle hastalarda öncelikle tiroid yetmezliği düzeltilmelidir.

Tiroid bezinin hızlı çalışması için ne yapılmalı

Tiroid bezinin hızlı çalışması için ne yapılmalı sorusunun yanıtı günümüzde ne yazık ki bilinmemektedir. Bu nedenle tiroid yetmezliği olan hastaların büyük bir bölümünün tedavisinde ömür boyu tiroid hormon ilaçları kullanılması gerekmektedir. Nadiren ‘Hashimoto tiroiditi’ hastalarında kendiliğinden düzelme olabilir.

Tiroid hormon tabletleri hastalığın şiddetine göre günde bir kez ağızdan uygun bir dozda başlanır. Aralıklı kontroller ile kandaki T4 ve TSH düzeyleri normal sınırlar içinde olacak şekilde doz ayarlanır. Sonrasında da 6 ay-1 yıllık kontroller ile dozu artırmak veya azaltmak gerekebilir ve çoğu hastada hormon tabletleri ömür boyu kullanılır. Eğer hasta gebe kalmışsa ilacın dozu başlangıçtan itibaren ayarlanmalıdır. Hormon tabletleri aç karna, yemekten en geç yarım saat önce alınmalıdır. Varsa diğer ilaçlarla birlikte alınmamalıdır. Hashimoto tiroiditi olan hastalar mutlaka iyotsuz tuz kullanmalıdır. Hashimoto tiroiditli hastalarda yüksek olan anti-TPO ve anti-Tiroglobulin antikorları hastalığı yapan veya oluşturan protein yapısındaki maddelerdir. Tedavide tiroid hormon ilaçlarının kullanımı ile bunların düzeylerinde azalma olmaz ve azaltacak bir ilaç da henüz yoktur.

Son yıllarda, gıda takviyesi olarak selenyum alınmasının, Hashimoto tiroiditli hastalardaki yüksek anti-TPO ve anti-Tiroglobulin antikor düzeylerini azalttığı bildirilmiştir. Ancak bu bilgi ve başka maddelerin bu antikorlara olan etkileri araştırma aşamasındadır. Günümüzde halen, tiroid bezi tarafından eksik salgılanan tiroid hormonlarının, ömür boyu günlük ağızdan alınan hormon tabletleri ile normal düzeye getirilmesi dışında kalıcı bir tedavi sağlanamamış olup tiroid bezinin hızlı çalışması için ne yapılmalı sorusu yanıtlanamamıştır.

Prof. Dr. Zekai Pekkafalı tarafından hazırlanan Tiroid bezinin hızlı çalışması için ne yapılmalı içeriğimiz burada sona eriyor.


Tiroid bezinin hızlı çalışması için ne yapılmalı ? 1


Kısaca


İlgili klinik branşın gerektirdiği görüntüleme alanındaki iş birliğini, en uygun maliyetle, en üst seviyede yararlılık, zararsızlık, çözüm odaklı inceleme ve tedavi yöntemlerini kullanarak hizmetinize sunmaktayız.



Web Tasarımı ve  Seo Hizmeti: Adwoox Seo Ajansı tarafından sağlanmaktadır.


Mail Bülteni


Kliniğimizde olan tüm gelişmelerden haberdar olabilmek için bültenimize abone olabilirsiniz.



Copyright 2020 Prof. Dr. Zekai Pekkafalı Her Hakkı Saklıdır.