İletişimRandevu Al
Girişimsel-Radyoloji-nedir-1200x800.jpg

Tedavi edici hekimlikte asıl önemli olan, önce tanı koymaktır. Çünkü hastalıkların tedavisi çoğunlukla belirlenmiştir. Tanı için hekimin yaptığı ilk iş, hastayı yakınması ile ilgili sorgulamaktır. Anamnez alma dediğimiz bu sorgulamayı fizik muayene (bakı) izler. Fizik muayenede hekim hastasını inspeksiyon (bakma), palpasyon (elleme), perküsyon (vurma) ve oskültasyon (dinleme) ile, yani, beş duyusunu kullanarak inceler. Amaç hastanın yakınmasının nedenini bulmak, hastalığını ortaya çıkarmaktır. Ayrıntılı bir anamnez ve iyi bir fizik muayene ile çoğu olguda tanı konabilir. Tanının konamadığı olgularda vücudu beş duyumuzdan daha duyarlı yöntemlerle incelemeye gereksinim duyulur. Bu amaçla kullanılan yöntemlerin başında radyolojik tanı yöntemleri gelir. Hastalıkların vücut yüzeyinde oluşturduğu değişiklikler, çıplak gözle (inspeksiyon) saptanır. Örneğin sarılığı hastanın gözlerinin akına (sklera) bakarak tanıyabiliriz. Vücudun iç boşluklarını da, ağız, anüs gibi doğal açıklıklarından girerek gelişmiş optik aletler aracılığı ile inceleyebiliriz. Bu işlemin genel adı endoskopidir. Vücudun dışını doğrudan, ulaşabildiğimiz iç yüzeylerini de gelişmiş optik aletler aracılığıyla dolaylı olarak, çıplak gözle inceleyebiliyoruz. Ancak, çıplak gözle göremediğimiz organ ve dokuların içyapılarını nasıl görebiliriz?

İşte bu görev radyolojik tanı yöntemlerine düşer. Radyolojik tanı yöntemleri, fizik prensiplerinin izin verdiği ölçüde, organ ve dokuları bir resim şeklinde görüntüler. Bu resimlerdeki veriler mikroskobik değil, gözümüzle görebileceğimiz boyutlardadır. Çoğu zaman, hastalıklı organın kesitlerinde makroskopik olarak ne görüyorsak, radyolojik yöntemlerin oluşturduğu resimlerde de onu görürüz. Yani radyolojik görüntüler, hastanın içyapılarının radyolojik izdüşümleridir. Anormallikler radyolojik görüntülerde normal anatominin ve/veya doku yapısının bozulması şeklinde karşımıza çıkar. Bu değişiklikler yerel olabileceği gibi yaygın da olabilir. Yerel anormallikler genellikle, oturdukları organ ya da dokudan farklı gri tonlarda oldukları için fark edilirler. Bu anormalliklere genel olarak lezyon adı verilir. Makroskopik patolojide olduğu gibi bu lezyonlar, şekil, boyut, kenar, içyapı vb. özelliklerine bakarak değerlendirilirler.

Peki, Girişimsel Radyoloji nedir? Yeni radyolojik yöntemlerle lezyonları ve ona ulaşılacak yolların çok iyi görüntülenmesi ile birlikte, iğne ve kateter teknolojisindeki gelişmeler, girişimsel radyoloji adı verilen, organizmaya tedavi amacıyla ince cerrahi girişimlerin uygulandığı bir bilim dalının doğmasına neden oldu.

Girişimsel radyolojide, diyagnostik (tanısal) radyoloji yöntemlerinin kılavuzluğunda hastalıklı bölgeye, tedavi amacıyla dışarıdan girişimde bulunulur. Vücudun derilerindeki iltihap keselerinin (abse) boşaltılması, köpeklerden geçen ve iç organlarda su keseleri oluşturan (kist hidatik) hastalığının tedavisi, safra yolu tıkanıklıklarının açılması, damar darlıklarının genişletilmesi, damar baloncuklarının (anevrizma) tıkanması ya da damar içerisindeki yeni pıhtının (trombüs) eritilmesi benzeri birçok işlem girişimsel radyolojinin uygulama alanlarıdır. Girişimsel radyoloji nedir sorusunu böylece özetledikten sonra, modern tıptaki yerinden de söz edelim. Son yıllarda hızla gelişen girişimsel radyoloji, tıbbın her alanında gittikçe daha yaygın olarak uygulanmaktadır. Yöntem birçok olguda cerrahiyi ve dolayısıyla genel anesteziyi ortadan kaldırır. Operasyonun riskli olduğu durumlarda, cerrahinin hastanın genel durumu düzeldikten sonra yapılmasını sağlar. Birçok olguda kanamayı azaltıp tümör boyutunu küçülterek cerrahiyi kolaylaştırır.

Girişimsel radyolojik yöntemlerin uygulanması, hastanın hastanede kalma süresini kısaltarak ve bazı durumlarda ameliyatı ortadan kaldırarak çok önemli ekonomik yararlar sağlar.

Bu özellikleri ile girişimsel radyoloji, görüntülüme yöntemlerindeki gelişme ile birlikte radyolojiye yeni boyutlar kazandırmış ve onu modern tıbbın en hızlı gelişen ve etkileyici bir dalı haline getirmiştir.  

 


Girişimsel-Radyolojinin-Avantajları-Nelerdir-1200x800.jpg

GİRİŞİMSEL RADYOLOJİNİN (İğne Deliğinden Ameliyat) AVANTAJLARI:

  • Birçok işlemin hastanın hastanede yatmasına bile gerek kalmadan yapılabilir olması
  • Kısa bir gözlem süresi (birkaç saat) sonrası hastaların evine gidebilmesi
  • İşlemlerde genel anestezi gerekmemesi ve narkoza bağlı gelişebilecek risklerin ortadan kalkması
  • Uygulanan tedaviye bağlı gelişebilecek olumsuzluklar (komplikasyonlar), olası riskler ve işlem sonrası ağrının açık cerrahi yöntemlere göre belirgin azalması
  • İyileşme sürecinin kısa olması

Onkolojide klasik tedavi yöntemleri cerrahi, radyoterapi ve kemoterapidir. Girişimsel onkoloji, son 20 yılda bu yöntemlere katılan ve yıldızı gittikçe parlayan bir bilim dalıdır.  Girişimsel onkoloji, kanserin hem tanı hem de tedavisinde son yıllarda çok önemli bazı değişiklikler meydana getirmiştir.

​1. Kanserde biyopsi yöntemi kökten değişmiştir: Eskiden, kanser tanısını koymak için hastaların ameliyat olup tümörlerinden bir parça alınması gerekirdi; yani sadece tanı koymak için bile hastalar ameliyat olurlar, bazen de ameliyata bağlı sıkıntılar nedeniyle hastanın esas tedavisi başlanamazdı. Bu durum, önce meme, tiroid ve karaciğer tümörlerinde değişti ve bu tümörlerin tanısı ultrason rehberliğinde iğne biyopsileri ile konmaya başlandı. Daha sonra, akciğer, böbrek, pankreas, kemik ve dalak gibi organlara da bu tür biyopsiler yapılmaya başlandı. Günümüzde, ultrason, BT ve MR gibi görüntüleme yöntemlerinin yardımıyla, vücudun neredeyse her bölgesinden iğne ile doku biyopsisi alınabilmektedir. Bu sayede, hem hastalar gereksiz ameliyatlardan kurtulmakta, hem de kesin tanı doğru biçimde konulup gerekli tedavilere en kısa zamanda başlanabilmektedir.

​2. Girişimsel yöntemlerle kanserde minimal invaziv tedaviler başlamıştır: Ultrason, tomografi gibi cihazlarla bir tümöre “görerek” ulaşıp iğne biyopsisi yapılabilmesi, bu tümöre özel iğnelerle yine aynı şekilde ulaşıp tedavi etme fikrini doğurmuştur. Perkütan ablasyon adı verilen bu yöntemde, ciltten direkt olarak tümörün içine yerleştirilen özel iğnelerle tümörler ısıtma, dondurma ya da yüksek dozda elektrik akımı verme gibi yöntemlerle tahrip edilir. Yapılan bir çok çalışmada, ideal olarak yapılırsa, bu yöntemin tıpkı cerrahi operasyon gibi tümörü yok edebildiği gösterilmiştir. Cerrahiden farklı olarak, perkütan ablasyonda işlem lokal anestezi altında bir iğne deliğinden yapılabilmekte ve hasta genellikle aynı gün evine dönebilmektedir. Eğer tümörde bir yenileme olursa, perkütan ablasyon gerektiğinde defalarca tekrarlanabilmektedir.

​Girişimsel onkolojide uygulanan bir başka tedavi şekli de arteryel girişimlerdir. Bu girişimlerde, önce özel anjiografi cihazlarıyla tümörü besleyen atardamarlar tesbit edilir, daha sonra da kasıktan anjiyo yöntemiyle bu damarlara ulaşılarak tümörleri öldüren bazı tedaviler yapılır. Bu tedaviler vücudun tümüne değil, besleyici damarlardan direkt olarak tümörlere uygulandığından klasik yöntemlere göre daha etkilidir. Örneğin, bir tümöre kol toplardamarından kemoterapi verildiğinde, ilaç vücuda eşit olarak dağılıp daha sonra tümöre gelirken, kemoterapi arteryel olarak tümörü besleyen atardamardan verildiğinde, tümöre 10-20 kat daha yoğun olarak nüfuz eder ve böylece daha etkili olabilir (intraarteryel kemoterapi). Ya da, kemoterapi ilacı çok küçük taneciklere yüklenerek bu damarlara verildiğinde, hem tümör damarları tıkanır hem de bu taneciklerden salınan kemoterapi ilacı haftalarca direkt olarak tümörü etkiler (kemoembolizasyon). Benzer şekilde, tıkayıcı taneciklere radyoaktif madde yüklenip besleyici damarlardan tümöre verilerek sadece tümöre yönelik yoğun bir radyoterapi yapılabilir (radyoembolizasyon).

​Sonuç olarak, girişimsel onkoloji kanser hastalarına hem tanı hem de tedavi alanında birçok yenilik sunmaktadır. Girişimsel kanser tedavileri, bazı durumlarda klasik tedavilerin yararsız olduğu hastalarda kullanabilir, ancak bir çok durumda da kemoterapi ve radyoterapi gibi yöntemlerle beraber de uygulanabilir.


Girişimsel-Radyoloji-1200x799.jpg

İğne deliği cerrahlığıdır (pinhole surgeon). Radyoloji ile Cerrahi işlemlerin kaynaştığı, tıbbın son yıllarda hızla gelişen ve yaygınlaşan çağdaş bilim dalıdır. Bildiğimiz gibi Radyoloji, hastalıkların tanısını insanın içini görüntüleyerek koyma sanatıdır. Girişimsel Radyoloji (Interventional Radiology) ise; görüntülenen hastalığa ciltten bir iğne deliği ile girilip ulaşılarak tanı detayını artırma veya tedavi etme sanatıdır. Son teknoloji ile geliştirilmiş görüntüleme cihazlarını kullanarak, bir hastalığa tanı koymaya çalışmak Radyolojinin konusu iken, aynı cihazların görüntüleri kılavuzluğunda, iğne deliğinden vücudun içine girilip hastalık bölgesine ulaşarak yapılan tanıyı detaylandırma veya tedavi etme uygulamaları Girişimsel Radyolojinin konularıdır. Radyoloji içerisinde tedavi yok iken Girişimsel Radyolojide; gerekli hastalıklarda tanının ayrıntılarının elde edilmesi ve uygun hastaların tedavi edilmesi de vardır. Son yıllarda kullandığımız Ultrasonografi, Tomografi, Anjiografi veya Emar kılavuzluğunda yapılan tanı ya da tedavi işlemleri, cerrahiye alternatif olarak, hasta ameliyata alınmadan, genellikle iğneler, teller, stentler, balonlar ve kateterler yardımıyla yapılan Girişimsel Radyolojik işlemlerdir. Son yıllarda hızla bu malzemelerin teknolojisi de görüntüleme teknolojisine paralel olarak gelişmektedir. Bu işlemler, hastayı açık ameliyattan kurtarır, vücuduna büyük bir kesi gerektirmez, çoğu hastada genel anestezi veya ameliyathane ortamı gerektirmez, günlerce hastanın hastanede yatması, iş ve güç kaybına uğraması gerekmez. Hem ameliyata bağlı vücudunda oluşabilecek istenmeyen riskler en aza iner, hem de pahalı bedeller ödenmez. İyileşme çok çabuk olur ve hasta normal hayatına çok daha çabuk döner. Çoğu işlemde hasta Girişimsel Radyoloğa ayaktan gelir ve kısa süren bir işlem sonrası yine ayaktan normal yaşamına, işine gücüne döner.

Girişimsel Radyolojik uygulamaların en yaygınları biyopsilerdir. Radyolojik olarak farkedilen ve görüntülenerek gösterilen bir anormallik, bazen kesin ve yeterli teşhisin konmasını sağlar. Ancak görüntüleme ile kesin veya yeterli detayda teşhisin elde edilemediği hastalıklarda, anormal hücre veya dokulardan örnekler alınarak, Patoloji bölümü tarafından mikroskobik ve kimyasal incelemeler yapılması gerekir. Böyle hastalara teşhis koymak amacıyla biyopsi yapılır. Biyopsiler, Girişimsel Radyolojik yöntemler gelişmeden önce ameliyatla cerrahi olarak yapılırdı. Artık Emar, Tomografi, Röntgen ya da Ultrasonografik incelemelerde görülen bir hastalığın veya kitlesel oluşumun teşhisi için biyopsi gerekiyorsa, ameliyata gerek duyulmadan, iğne ile vücudun ilgili organına girilerek (tiroid, meme, lenf bezi, karaciğer, böbrek, yumuşak doku, kemik ve akciğer gibi) biyopsi yapılabilmekte ve hastaların teşhisi, en zahmetsiz, risksiz, doğru, hızlı ve ucuz bir şekilde konulabilmektedir.

Biyopsilerin dışında, eskiden ancak ameliyatla tedavi edilebilen birçok hastalık, Girişimsel Radyolojik tedavi yöntemlerinin gelişmesiyle artık ameliyatsız yapılabilmektedir. Bu yöntemler yukarıda değinilen pek çok avantajları nedeniyle giderek ve hızla yaygınlaşmaktadır.

Girişimsel Radyolojide kullanılan yöntemleri guruplandırdığımızda; Damarsal (vasküler) problemler ve damarsal olmayan (nonvasküler) problemler olarak iki ana başlıkta sınıflandırabiliriz.

Damarsal problemler arasında; durdurulamayan kanamalar, anevrizma (baloncuk), damar yumağı ve anormal damarsal bağlantılar (arteryel, venöz, arteriyovenöz malformasyonlar, fistül ve hemanjiom), endovasküler tümör embolizasyonları, intraarteryel kemoterapi ve damar tıkanıklıkları sayılabilir. Bu hastalarda, Girişimsel Radyolojik yöntemlerle, damar tıkayıcı (embolizasyon) materyaller (koil, gelfoam, onyx vb.), balon, stent ya da vasküler tıkaç kullanılarak, problemli damar ya da tümörler tedavi edilmeye çalışılır.

Damarsal olmayan hastalıklar arasında; idrar yolları tıkanıklıkları, safra yolları tıkanıklıkları, abse, varis gibi toplar damar hastalıkları, hidatik kist ve pek çok tümör hastalıkları sayılabilir. Girişimsel Radyolog bu hastalarda, hastanın yaşı, genel durumu, bağlantılı hastalıkları, anesteziye engel durumları, laboratuar sonuçları ve daha önce geçirdiği ameliyatları değerlendirip, etkinlik, zararsızlık, faydalılık, güvenilirlik ve maliyet analizlerini yaparak karar verir ve Girişimsel Radyolojik işlemi uygular.

Biyopsiler:

Patolojik olarak kesin ve detaylı tanı koymak amacıyla bir organ veya kitleden parça alma işlemidir. İşlem genel anestezi gerektirmez, lokal anestezi ile sadece ciltten girilecek olan ve parça alınacak olan bölge uyuşturularak yapılır. Deneyimli bir Girişimsel Radyolog için hiç de zor ve zahmetli bir işlem değildir. Hasta ve hastalığına uygun olarak seçilen, değişik tip, boy ve çapta, ince ya da kalın iğneler kullanılarak biyopsi yapılır. En yaygın kullanılan kılavuz görüntüleme yöntemi ultrasonografidir. Bazen akciğer kitleleri için tomografi, memedeki mikrokalsifikasyonlar için mammografi de kullanılır. İşlem süresi çoğu biyopside birkaç dakikayı geçmez. İşlemi yapan doktorun tecrübesi, biyopsi işleminin süresini ve zorluğunu etkileyen en önemli faktördür. Sıvı ya da hücre örneklemesi yapmak için ince iğne biyopsileri; doku örneklemesi yapmak için ise kalın iğne biyopsileri yapılır. Biyopsiyle alınan örnek ya da parçalar, özel sıvılar içine konarak Patoloji laboratuvarına gönderilir. Patolojik incelemeler için teknik nedenlerle bir süre gerekmekte ve kesin teşhis sonuç raporları, işlemden birkaç gün sonra elde edilebilmektedir.

Kateterizasyon, Direnaj ve Tedaviler:

Değişik pekçok hastalıklarda; vücut içinde birikmiş veya vücut kanallarındaki tıkanıklıklara bağlı akışı engellenmiş sıvıların neden olduğu problemlerin tedavilerinde kullanılan yöntemlerdir. Bu amaçlarla çoğu kez 1-2 mm çapında ve yaklaşık 30 cm uzunluğunda kateter adı verilen plastik borular veya bazen ince metalik tüpler kullanılır. Bu şekilde pekçok işlem uygulanmaktadır. Örneğin, Nefrostomi işleminde; idrar kanalları tıkandığı için böbrek içerisine biriken ve böbreği şişiren idrar, dışarıdan, yani ciltten böbreğe yerleştirilen bir kateter ile tedavi edilir. Benzer şekilde, vücudun her yerinde birikim yapan veya kanallarda genişleme oluşturan sıvı içerikli hastalıklar (safra, kist, apse, asit, effüzyon, vb) kateter yerleştirilerek tedavi edilir. Bu tür tedavi uygulamalarında işlem süreleri, Girişimsel Radyoloğun tecrübesi ile hasta ve hastalığın durumuna göre değişmekle birlikte yaklaşık 5-20 dakikadır. Bu işlemler de, çoğu kez ultrasonografi kılavuzluğunda, genel anestezi gerektirmeksizin, lokal anestezi ile bölgesel olarak uyuşturmayı takiben uygulanır.

Ablasyon ve Ağrı Tedavileri:

Vücudun herhangi bir yerinde tespit edilmiş olan birçok kitlesel oluşumun tedavisinde veya ağrı kontrolü sağlanmak istendiğinde uygulanan tedavi metodlarıdır. Tiroid nodüllerinde, myomlarda, karaciğer metastazlarında, böbrek, meme ve diğer organların pekçok kitlesel, tümöral hastalıklarında uygulama alanları vardır. Ayrıca başedilemeyen kronik ağrıların tedavisinde, ağrı iletiminden sorumlu sinirlerin bloke edilerek sorunun çözülmesi için uygulanabilir. Bu işlemlerde uygulamanın temel amacı; görüntüleme kılavuzluğunda, iğne ile hedef alınarak ulaşılan bölgenin, yakma, dondurma veya kimyasal tahrip etme yöntemlerinden biri ile hasarlanmasıdır. Bu tür tedavi uygulamalarında işlem süreleri, Girişimsel Radyoloğun tecrübesi ile hasta ve hastalığın durumuna göre değişmekle birlikte yaklaşık 20 dakikadır. Bu işlemler de, çoğu kez ultrasonografi kılavuzluğunda, genel anestezi gerektirmeksizin, lokal anestezi ile bölgesel olarak uyuşturmayı takiben uygulanır.

YAPMAKTA OLDUĞUM GİRİŞİMSEL RADYOLOJİK UYGULAMA ÖRNEKLERİ

BİYOPSİLER (İnce (İİAB) ya da Kalın İğne (Tru-Cut; Kor) Biyopsiler)

  • Tiroid biyopsisi
  • Meme biyopsisi
  • Karaciğer biyopsisi
  • Mediasten biyopsisi
  • Pankreas biyopsisi
  • Akciğer biyopsisi
  • Prostat biyopsisi
  • Kemik biyopsisi
  • Dalak biyopsisi
  • Mide-barsak biyopsisi
  • Meme lezyonu tel ile işaretleme (Mamografi veya US eşliğinde)
  • Streotaktik meme vakum biyopsisi (mikrokalsifikasyonlarda)
  • Ultrasonografi eşliğinde parasentez, torasentez
  • Sakroiliak eklem steroid enjeksiyonu (BT veya US rehberliğinde)

KATETERİZASYON, DİRENAJ ve TEDAVİLER

  • Perkütan asit, plevral effüzyon, ampiyem drenajı (Karın ve akciğer sıvıları)
  • Perkütan koleksiyon/kist tedavisi – Karaciğer, böbrek, pankreas, tiroid, meme vb.
  • Perkütan apse drenajı
  • Perkütan kist hidatik tedavisi
  • Böbrek kisti tedavisi
  • Perkütan nefrostomi (Böbrek kateteri)
  • Antegrad üreteral kateter (Böbrek-mesane yoluna tüp yerleştirme)
  • Perkütan sistostomi (Mesane kateteri)
  • Perkütan biliyer direnaj, perkütan transhepatik kolanjiografi (Safra yolları kateteri)
  • Perkütan biliyer stent konması (Safra yollarına tüp yerleştirme)
  • Perkütan kolesistostomi (Safra kesesi direnajı)

ABLASYONLAR (Tümörü yakma, dondurma veya kimyasal tahrip etme)

  • Alkol ablasyonu (saf alkol ile yakma)
  • Radyofrekans (RF; Radyo dalgaları ile ısıtarak yakma)
  • Mikrodalga (Mikrodalga ile ısıtarak yakma)
  • Lazer (lazer ile yakma)
  • Kriyoablasyon (dondurarak hasarlama)

AĞRI TEDAVİSİ

Sinir Blokajları

  • Çölyak ganglion blokajı: (Üst karındaki tümörlere bağlı ağrı tedavisi)
  • Hipogastrik ganglion blokajı: (Alt karındaki tümörlere bağlı ağrı tedavisi)
  • Vertebroplasti
  • Ağrı Ablasyonları

Girişimsel-Radyoloji-Yöntemleri-Nelerdir--1200x800.jpg

GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

  1. VASKÜLER GİRİŞİMSEL İŞLEMLER
  2. NON-VASKÜLER GİRİŞİMSEL İŞLEMLER

VASKÜLER GİRİŞİMSEL RADYOLOJİK İŞLEM VE TEDAVİLER

Anjiyografi (Diagnostik)

Anjiyoplasti – Balon ve ilaç kaplı balon

Stent ve ilaç kaplı stent

Aterektomi – Damar traşlama

Embolizasyon Tedavileri – Myom, prostat, varikosel, pelvik konjesyon sendromu

Anevrizma Tedavileri – Aort, Beyin vb.

Toplar Damar Hastalıkları

Varis

Derin Ven Trombozu

Portal Ven Trombozu

Vasküler Malformasyon

Vena Kava Filtresi

ARTERYEL ONKOLOJİK TEDAVİLER

İntraarteriyel Kemoterapi

Kemoembolizasyon

Radyoembolizasyon

İzole İnfüzyonlar (Kemosatürasyon) – Karaciğer, bacak, pelvik tm.

NON-VASKÜLER GİRİŞİMSEL RADYOLOJİK İŞLEM VE TEDAVİLER

BİYOPSİLER (İnce İğne Aspirasyonu (İİAB) ya da Tru-Cut (Kor) Biyopsiler)

Tiroid biyopsisi

Meme biyopsisi

Karaciğer biyopsisi

Mediasten biyopsisi

Pankreas biyopsisi

Akciğer biyopsisi

Prostat biyopsisi

Kemik biyopsisi

Dalak biyopsisi

Mide-barsak biyopsisi

Meme lezyonu tel ile işaretleme (Stereotaksik veya US eşliğinde)

Streotaktik meme vakum biyopsisi (mikrokalsifikasyonlarda)

Ultrasonografi eşliğinde parasentez, torasentez

Sakroiliak eklem steroid enjeksiyonu (BT veya US rehberliğinde)

KATETERİZASYON, DİRENAJ ve TEDAVİLER

Perkütan asit, plevral effüzyon, ampiyem drenajı

Perkütan koleksiyon/kist tedavisi – Karaciğer, böbrek, pankreas, tiroid, meme vb.

Perkütan apse drenajı

Perkütan kist hidatik tedavisi

Perkütan nefrostomi

Perkütan sistostomi

Perkütan biliyer direnaj, perkütan transhepatik kolanjiografi (PTK)

ABLASYONLAR (Tümörü yakma, dondurma veya kimyasal olarak tahrip etme)

Radyofrekans (Radyo dalgaları ile ısıtarak yakma)

Mikrodalga (Mikrodalga ile ısıtarak yakma)

Lazer (lazer ile yakma)

Nanoknife (geridönüşümsüz elektroporasyon – (IRE) ile yakma)

Alkol ablasyonu (saf alkol ile yakma)

Kriyoablasyon (dondurarak hasarlama)

HIFU: High Intensity Focused Ultrasound (yüksek yoğunluklu odaklanmış ultrason)

AĞRI TEDAVİSİ

Sinir Blokajları

Çölyak ganglion blokajı: Üst abdominal tümörlere bağlı ağrı tedavisi)

Hipogastrik ganglion blokajı: Pelvik tümörlere bağlı ağrı tedavisi)

Vertebroplasti

Ağrı Ablasyonları


Hangi-Radyolojik-İnceleme-Seçilmeli-1200x800.jpg

Şimdiye kadar radyolojik tanı yöntemlerinin fizik prensipleri ve klinik kullanımları ile ilgili bilgiler edindik. Bu bilgiler çoğu zaman örtüşüyor. Örneğin böbrek ve idrar yollarını bütün radyolojik görüntüleme yöntemlerimizle de görüntüleyebiliriz. Bu durumda neye göre ve nasıl seçim yapmalıyız?

Radyolojik tanı yöntemlerinin seçiminde üç ölçüt vardır:

Yararlılık – Zararsızlık – Maliyet

Yararlılık: Yapılacak inceleme hastanın tedavisini veya sonucunu değiştirmelidir. Sadece hastalık hakkındaki bilgilerimizi artıran, ancak, ne hastalığın tedavisi ne de sonucu üzerinde etkili olmayacak incelemeler yapılmamalıdır. Seçilecek yöntem, araştırılan anormalliği yeteri kadar açık ortaya koyabilmelidir. Kanser hastalarında olduğu gibi tedaviye başlamak için hücre tanısının (patolojik tanı) şart olduğu durumlarda biyopsi yapılmalıdır.

Zararsızlık: Seçilen yöntemin hastaya zarar vermemesi temel kuraldır. Örneğin Röntgen ve BT’de hastanın iyonizan radyasyon alması en önemli zararlı etkidir. Mümkünse hastaya zararlı olabilecek yöntemlerden kaçınmalı, mutlaka gerekli ise kar-zarar hesabı yapılarak karar verilmelidir.

Maliyet: Seçilecek yöntemin ekonomik olmasına dikkat edilmelidir.

Amaç; en zararsız yoldan, en ekonomik şekilde ve en kısa sürede doğru tanı koyabilmektir.

Hangi Radyolojik İnceleme Seçilmeli ? 1 Hangi Radyolojik İnceleme Seçilmeli ? 2


Radyolojide-Sık-Karşılaşılan-Terimler-1200x652.jpg

Apse: Bölgesel şiddetli bir enfeksiyonun bir kapsül ile çevrelendiği cerahat (pü) birikimi şeklini almasıdır.

Nekroz: Dokunun kanlanmasının kaybı ve çoğu zaman hacminin azalması (erimesi).

Travma: Vücuda olağandışı mekanik kuvvet uygulanmasıdır. İskelet sisteminde kırık ve çıkığa, yumuşak dokuda ise yaralanmaya neden olabilir. Yumuşak doku hasarına kontüzyon adı verilir.

Patolojik kalsifikasyon: Hasarlı dokuda kalsiyum birikmesine verilen isimdir.

Atrofi: Madde kaybı ile hücre boyutunun küçülmesidir.

Hipertrofi: Hücre boyutunda artışı ifade eder, organ boyutu da artar.

Hiperplazi: Organ ya da dokudaki hücre sayısındaki artıştır. Sıklıkla hipertrofi ile birliktedir ve organ boyutlarının büyümesine yol açar.

Ödem: Hücreler arası alanda sıvı artımını tanımlar. Genellikle şişlik şeklinde ortaya çıkar. Vücut boşluklarında sıvı birikimlerine ise yerine göre hidrotoraks (plevral boşlukta sıvı birikimi), asit (periton boşluğunda sıvı birikimi) isimleri verilir.

Hiperemi ve Konjesyon: Dokudaki yerel kan miktarındaki artışı tanımlayan terimlerdir. Dokunun oksijenlenmesi kan birikimine bağlı olarak artmıştır ve daha kırmızı görünümdedir.

Kanama: Kan damarlarındaki yırtılma nedeniyle kanın damar dışına çıkmasıdır. Kanın doku içindeki birikimine hematom denir.

Trombüs: Kan damarları içerisinde pıhtı oluşumuna trombüs adı verilir. Venöz tromboz ya da filebotromboz venler içerisindeki pıhtıdır. % 90 olguda bacak venlerindedir. Koparak akciğer (pulmoner) embolisi oluşturma riski yüksektir.

Neoplazi: Anormal hücre çoğalması ile ortaya çıkan kitlelerdir. Benign (iyi huylu) ya da Malign (kötü huylu) olabilir. Kanser, malign neoplazmlara verilen genel isimdir.

Karsinoma: Epitel hücrelerden çıkan kanserlere verilen isimdir. Örneğin midenin ya da kolonun (kalın bağırsak) iç yüzeylerini kaplayan hücrelerden çıkan tümörlere adenokarsinom adı verilir.

Kemik, kıkırdak, bağ dokusu ve damarlar gibi dokulardan çıkan kanserlere ise sarkom adı verilir (osteosarkom, kondrosarkom, fibrosarkom gibi).

Kemoterapi; kanser tedavisinin ilaçla yapılmasıdır. Radyoterapi; iyonizan Işın ile tedavidir.

Küratif tedavi; hastanın tamamen iyileşmesidir. Palyatif tedavi ise; küratif tedavi imkanı olmayan hastalarda ağrı ve sarılık gibi rahatsızlık veren bulguların ortadan kaldırıldığı geçici tedavilerdir.

Prognoz: Hastalığın seyrinin ve sonucunun belirlenmesini ifade eden terimdir.

Rezidü: Tedavi sonucunda tümör dokusunun tümüyle yok edilemediği durumlarda, kalan tümör dokusuna rezidü adı verilir. Tümör dokusu tümüyle yok edildikten bir süre sonra tekrar ortaya çıkmasına ise rekürrens denir.

 

RADYOLOJİK PATOLOJİ İLE İLGİLİ TERİMLER

Akut: Bir hastalığın ani şekilde başlaması ve hızla gelişmesi.

Kronik: Hastalığın yavaş gelişmesi ve uzun sürmesi.

Semptom: Hastalıkların hasta tarafından tanımlanan işaretlerine denir. Hastanın hastalığı algılama ifadesidir. Yakınma şeklinde hekime anlatılır ve sübjektiftir. Örneğin baş ağrısı bir semptomdur.

Bulgu ise hastanın Hekim tarafından muayenesi ile saptanan anormalliklerdir. Karında ele gelen kitle, ateş, deri döküntüsü bulgu örnekleridir.

Etyoloji: Hastalıkların nedenlerinin bilgisine denir. Bakteriler, virüsler gibi nedenler enfeksiyonların etyolojik nedenleridir. Travma, travmatik hastalıkların etyolojik nedenidir. Nedeni bilinmeyen hastalıklar genellikle idiyopatik olarak isimlendirilir.

Lezyon: Tanısal radyolojik yöntemler ile görüntülenebilen değişiklikleri ifade eder. Lezyonların çoğu tümör yada apse gibi kitle şeklindedir. Bunlara kitle lezyonları ya da yer kaplayan lezyonlar adı verilir. Bazı lezyonlar ise yer kaybettiren özelliktedir. Beyinde damarların tıkanmasına bağlı doku ölümü İnfarkt ortaya çıkar, yer kaybına bağlı olarak komşuluğundaki alanlar genişler.

Lezyon Karakterleri: Radyolojide saptanan lezyonlara tanı koyabilmek için bunların; * Şekil (küre, oval, kama şeklinde), * Kenar (dar/geniş, düzgün/düzensiz, seçilebiliyor/seçilemiyor), * İç yapı (her tarafta aynı (homojen), yer yer farklı tonda alanlar (heterojen), * Kalsifikasyon (var/yok) ve * Çevre ödemi (var/yok) özellikleri değerlendirilir.

Radyolojik bir lezyonun çevre yapılardan daha iyi ayrılabilmesi için çoğu zaman kontrast madde kullanılır. Lezyonların kanlanması çevreden fazla ise daha fazla kontrast tutar ve boyanır. Damardan fakir lezyonlarda da çevre daha iyi boyanarak lezyonlar daha belirgin hale getirilir. Ayrıca lezyonların kontrast maddeyi tutuş özellikleri de tanıya yardımcıdır.


Radyolojide Sık Karşılaşılan Terimler 3


Kısaca


İlgili klinik branşın gerektirdiği görüntüleme alanındaki iş birliğini, en uygun maliyetle, en üst seviyede yararlılık, zararsızlık, çözüm odaklı inceleme ve tedavi yöntemlerini kullanarak hizmetinize sunmaktayız.



Web Tasarımı ve  Seo Hizmeti: Adwoox Seo Ajansı tarafından sağlanmaktadır.


Mail Bülteni


Kliniğimizde olan tüm gelişmelerden haberdar olabilmek için bültenimize abone olabilirsiniz.



    Copyright 2020 Prof. Dr. Zekai Pekkafalı Her Hakkı Saklıdır.

    sanal ofis fiyatları ankara