Girişimsel Radyoloji İstanbul

İstanbul’daki en iyi girişimsel radyoloji doktorları arasında yer alan Prof. Dr. Zekai Pekkafalı‘dan, girişimsel radyoloji nedir, girişimsel radyoloji ne yapar , girişimsel radyoloji hangi hastanelerde var gibi sıkça gelen sorular için cevaplar.

Girişimsel radyoloji istanbulda hangi hastanelerde var, girişimsel radyoloji doktorları istanbul içerisinde nerelerde bulunuyorlar, en iyi girişimsel radyoloji doktorları kimlerdir, girişimsel radyoloji olan hastaneler hangi hastaneler gibi sorular çok sayıda geliyor ancak öncesinde girişimsel radyoloji nedir bir bakalım.

Girişimsel Radyoloji Nedir ?

Girişimsel radyoloji ile iğne deliği kadar küçük bir alandan vücuda girilerek işlem yapılır. Girişimsel radyoloji bir çok alanda tanı ve tedavi olanağı sağlar. Radyoloji branşının bir dalıdır. Son 20 yıl içerisinde gelişen teknolojiyle birlikte girişimsel radyoloji sayesinde birçok lezyon cerrahi olarak çıkarılmak yerine girişimsel radyoloji ile tedavi edilebilmektedir. Bu sayede hastalar ameliyat olmak zorunda kalmadan tanı alabilmekte veya tedavi olabilmektedir. Girişimsel radyoloji tedavilerinin cerrahi tedavilere göre bir çok avantajı vardır.

En büyük avantajlarından birisi hastanın hastanede yatmasına gerek kalmadan ayaktan tedavi edilebilmesidir. Kısa bir gözlem sonrasında hastanın tedavisi tamamlanabilmekte ve normal yaşantısına dönebilmektedir. İşlem sonrası hasta büyük çoğunlukla aynı gün içinde evine veya işine dönebilir.

Girişimsel radyoloji sayesinde diğer bir avantaj da genel anestezi ihtiyacının kalmaması, birçok işlemin lokal anesteziyle yapılabilmesidir. Bazı hastalarda hastalığına eşlik eden diğer sistemik hastalıklar sebebiyle genel anestezi riskleri yüksek olabilmektedir. Ancak girişimsel radyoloji işlemleri lokal anesteziyle gerçekleştirildiği için bu riskler ortadan kalkmaktadır. Diğer bir avantajı da komplikasyonların açık cerrahi yöntemlerle karşılaştırıldığında çok daha az olmasıdır. Yani istenmeyen etkileşimler girişimsel radyoloji tedavileri sayesinde çok daha azdır.

Girişimsel radyoloji tedavileri iğne deliğinden yapıldığı için minimal invazivdir; yani vücutta herhangi bir hasar, ciltte bıçak izi veya başka bir iz bırakmaz. Hastaların konforu açısından en üst düzey olanakları sağlar. Girişimsel radyoloji uygulamaları arasında en sık başvurulanı şüphesiz ki peruktan biyopsilerdir. Bunun dışında; apse ve kist direnajları, sıvı koleksiyonlarının direnajları, tümör ablasyonları ve ağrı tedavilerinde de girişimsel radyoloji sık başvurulan pek çok uygulamalar içermektedir.


Girişimsel Radyoloji Uygulamaları

Girişimsel radyoloji doktorları istanbul | Girişimsel radyoloji istanbulda hangi hastanelerde var | En iyi girişimsel radyoloji doktorları istanbul

  • Biyopsiler
  • Girişimsel Radyoloji Uygulamalarında Kılavuz Görüntüleme
  • Tümör Ablasyonları
  • Perkütan Direnajlar
  • Ağrı Tedavileri
Biyopsiler

Günümüzde hastalıkların tanısında görüntüleme yöntemleri büyük önem taşımaktadır. Bu noktada da hasta radyolojinin alanına girer. Radyoloji alanında ilk yapılan işlem hasta olduğu düşünülen organın en uygun görüntüleme yöntemiyle görüntülenmesidir. Dıştan gözle görülmeyen ancak görüntülerde fark edilebilen yapısal bir değişiklik ile doğru tanı konulabilir veya bu organ içerisinde istenmeyen, normal olmayan bir yapı bulunabilir. Bunlara lezyon denir. Lezyonlar boyut, kenar özellikleri, şekli ve dokusu ile tanının ne olduğunu büyük oranda söyler. Ancak sadece görüntüleme tanı için yeterli olmayabilir. Bu durumlarda girişimsel radyoloji yoluyla ciltten bir iğne yardımıyla bu lezyondan örnek alınarak patolojik tanısı elde edilir. Bu yolla tanı elde edilir. Tanıyla birlikte ya da tanı sonrasında yine girişimsel radyoloji yoluyla hastanın tedavisi de mümkün olabilmektedir.

Girişimsel radyoloji uygulamalarının en çok bilinen ve kullanılanı biyopsilerdir. Radyolojik görüntüleme yöntemleri bazen teşhis için yeterli olabilmektedir. Fakat bazı durumlarda kesin teşhis konulamayabilir. Görüntüleme ile kesin veya yeterli teşhis konulamayan hastalarda normal olmayan hücre veya dokulardan tanı koyabilmek amacıyla örnekler alınır. Alınan bu örnekler patoloji laboratuvarlarına gönderilerek gerekli mikroskobik ve kimyasal incelemeler yapılır. Patolojik tanı bu alanda çok yüksek doğruluk oranına sahiptir. Bu durumdaki hastalarda kesin tanıyı koyabilmek amacıyla biyopsi işlemi uygulanır.

Biyopsi işlemleri girişimsel radyoloji yöntemleri daha gelişmemiş iken genel anestezi altında ameliyatla cerrahi olarak uygulanmaktaydı. Ancak günümüzde BT( Bilgisayarlı Tomografi ), MR ( Manyetik Rezonans ), röntgen ya da ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemleriyle tespit edilen anormal bir kitlenin ya da hastalığın kesin tanısını koyabilmek için biyopsi gerekliyse ameliyata veya herhangi bir cerrahi işleme gerek kalmadan girişimsel radyoloji sayesinde sadece iğne küçüklüğündeki bir alandan hastanın vücudundaki ilgili dokuya ( karaciğer, meme, böbrek, tiroid, lenf bezi, akciğer, kemik, yumuşak doku vb ) girişim yapılarak tanı koyabilmek için gerekli parça alınabilmekte ve hastalığın tanısı en doğru, en zararsız, en zahmetsiz, en risksiz, en hızlı ve ucuz bir şekilde konulabilmektedir.

Girişimsel radyoloji tedavi yollarının gelişmesiyle birlikte eskiden sadece ameliyatla cerrahi olarak tedavi edilebilen pek çok hastalığın da artık hiçbir şekilde genel anesteziye ve cerrahi kesiye ihtiyaç kalmadan tedavi edilebilmesi mümkün hale gelmiştir.

Girişimsel Radyoloji Uygulamalarında Kılavuz Görüntüleme

Girişimsel radyoloji alanında en çok kullanılan görüntüleme yöntemlerinden birisi de ultrasonografidir. Radyologların adeta gözü kulağı diyebileceğimiz bir görüntüleme yöntemidir. Ultrasonografinin bu denli önemli olmasının sebepleri arasında zararsız olması, ekonomik olması ve inceleme sırasında anında tanı konulabiliyor olması en üstün özellikleri arasındadır. Bu sebeplerle yapılacak girişimsel radyoloji işleminin görüntülenmesinde USG (Ultrasonografi) ilk tercih edilen yöntemdir.

Ultrasonografinin temel çalışma prensibi ses dalgalarının yansımasıdır. Ultrasonografideki görüntü, ultrasonik 2-20 megahertz arasındaki ses dalgalarının yansıma prensibiyle elde edilir. Ultrasonografi incelemesi sırasında insan anatomisine hakim olmak çok önemlidir. Ultrasonografide en önemli özelliklerden birisi de uygulayıcının deneyimidir. Bu sebeple girişimsel radyoloji işlemini yapacak olan hekimin tecrübeli olması gerekir. Aksi halde görüntüleme sırasında, tanıda veya tedavide yanlış uygulamalar olabilir. Utrasonografik inceleme dinamiktir, canlı görüntüler elde edilir. Diğer görüntülemelere en üstün özelliklerinden birisi de canlı görüntü elde edilmesi, istenilen yerde görüntünün durdurularak görüntü veya kayıt alınabilmesidir. Bu özellikleri girişimsel radyoloji işlemlerinde büyük avantaj sağlamaktadır. Ultrasonografide inceleme yöntemlerimiz başlıca iki gruptur.

Birincisi gri skala yani siyah beyaz incelemedir. İkincisi de renkli doppler ultrasonografik incelemelerdir. Doppler ultrasonografi de girişimsel radyoloji işlemlerinde kolaylık sağlamaktadır. Artık günümüzdeki cihazlarda her iki yöntem de aynı cihazlar içerisinde bulunmakta ve birbirini destekleyecek şekilde kullanılabilmektedir. Ultrasonografinin başka bir avantajı da taşınabilir olması ve hastanın bulunduğu her yerde uygulanabilir olmasıdır.

Ultrasonografi ile görülemeyecek kemik yapılar arkasındaki lezyonlarda ya da içi gaz veya hava dolu organlarda kılavuz görüntüleme yöntemi olarak diğer görüntüleme yöntemleri kullanılır. Bunlar; floroskopi, Bilgisayarlı tomografi ve nadiren MR görüntülemelerdir.

Tümör Ablasyonları

Girişimsel radyoloji tedavileri arasında önemli bir yeri olan uygulama da perkütan tümör ablasyonlarıdır. Kanser hastalarında vücudun herhangi bir organında bir tümörün bulunduğu durumda tedavideki ilk seçenek şüphesiz ki ameliyatla o tümörün çıkarılması ve hastanın kansersiz hale dönüştürülmesidir.

Ancak her zaman her hastada bu şansımız olmamaktadır. Birçok hastada hastalığına eşlik eden başka ciddi durumların olduğu (böbrek yetmezliği, kalp damar hastalıkları, şeker hastalığı, ileri yaştaki hastalarda eşlik eden ve ameliyatına engel olan durumlarda) hastalarda bazen tedavide seçenek ararken perkütan tümör ablasyonlarını kullanabilmekteyiz. Bu girişimsel radyoloji yöntemi sayesinde çoğu zaman hastaya ağır bir genel anestezi verilmeden lokal anestezi ile hasta ağrı duymadan işlem gerçekleştirilebilmektedir. Bu işlemin değişik teknik yöntemleri vardır.

Lazer ablasyon, radyo frekans ablasyon ya da mikrodalga ablasyonlarda girdiğimiz iğnenin türüne göre tümörün içine yerleştirildiği yöntemlerdir. Bu yöntemlerde etki mekanizması tümörün ısıtılarak tahrip edilmesi ve yakılması şeklinde olmaktadır. Bunun dışında iğne ile girilerek tümör içine saf etanol ya da asetik asit gibi kimyasal tahrip edici ajanları uygulanması ile de tümör kimyasal olarak tahrip edilebilmektedir. Bu girişimsel radyoloji yöntemlerinin uygulandığı hastalarda oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Perkütan Direnajlar

Diğer bir girişimsel radyoloji tedavi yöntemi de perkütan drenajlardır. Perkütan drenajlar üst başlığı altında pek çok girişimsel radyoloji uygulama alanı bulunmaktadır. Vücut içerisinde her türlü istenmeyen sıvı birikiminde, apse, idrar birikimi, safra birikimi benzeri istenmeyen birikimlerde bu yöntemlerden birini kullanarak tedaviyi gerçekleştirmekteyiz. Perkütan drenajlarda drene edilecek (boşaltılacak) sıvının yerine göre ismi değişmektedir.

Örneğin böbreğin idrar toplama kanallarının tıkanması sonucu idrar birikimiyle şişmesi perkütan nefrostomi yöntemiyle dışarı alınabilmekte. Yine safra yollarının tıkanıklığıyla giden ve karaciğer içerisindeki safra yollarının genişlemesi ve safra birikimiyle giden hastalıklarda yapılan işlem perkütan transhepatik biliyer drenaj adını almaktadır. Diğer boşluklarda da birikmiş olan sıvıların boşaltılmasına yönelik apse drenajları, kist drenajları girişimsel radyoloji sayesinde kolaylıkla yapılabilmektedir.

Drenaj işlemlerinde genel anestezi çoğu zaman gerekmeden lokal anesteziyle ciltten bir iğne yardımıyla girilerek ve ardından çapı 1-2 mm dolaylarındaki bir plastik tüp yardımıyla boşaltılacak olan alana ulaşılmakta ve sıvı boşaltıldıktan sonra bir torbaya bağlanarak işlem sonlandırılmaktadır. Bu bazen apse drenajlarında veya başka kistlerin drenajında tek seansla işlem sonlandırılabilmekte, bazen de belirli bir süre direnaj kateteri hasta içinde tutulacak şekilde drenaj devam ettirilmektedir.

Daha önce bu şekildeki ciltten girilerek yapılan drenajlar ameliyatlarla yapılmaktaydı. Bu da hastanın hastanede kalış süresini, işlemin maliyetini artırmakta, tekrar normal yaşantısına dönme süresini de uzatmaktaydı. Ancak girişimsel radyoloji sayesinde artık daha kolay, ağrısız ve düşük maliyetlerle tedaviler gerçekleştirilebilmektedir.

Ağrı Tedavileri

Özellikle kanser hastaları olmak üzere kronik ağrı problemi yaşayan hastalarda ağrı tedavisinde girişimsel radyoloji işlemiyle büyük bir kolaylık sağlanmaktadır. Bu işlemlere iyi bir örnek çölyak gangliyon blokajıdır. Karın ağrısı, özellikle palyatif dönemde son evredeki kanser hastalarının batın içerisinde üst batın bölgesini ilgilendiren mide, pankreas, karaciğer, ince bağırsaklar, böbrekler, dalak çevresi, safra kesesi ve safra yolları kanserleri gibi ileri evde kanser hastalarının yaşadığı önemli bir problemdir.

Bu problemin takibinde ağrı kesici ilaçlar hatta çoğu zaman morfin bileşikleri ağrının giderilmesinde yetersiz kalabilmekte ve önemli problemlere yol açabilmektedir. Bu dönemdeki hastalarda ağrı ile mücadelede önemli bir girişimsel radyoloji işlemi çölyak gangliyon blokajıdır. Çölyak gangliyon dediğimiz sinir oluşumu karında aorta dediğimiz ana damarın iki yanında özellikle bağırsakları besleyen çölyak arter ve mezenterik arterlerin arasında yer alan bir sinir istasyonudur. Bu istasyona iğne ile ulaşıp nörolitik ajan dediğimiz sinirleri tahrip edici etanol verilerek sinir blokajı sağlanabilmekte ve yukarıda saydığımız organların kanserlerine bağlı ağrıların beyine olan ağrı iletimi ortadan kaldırılarak hastalar ağrıdan kurtarılabilmektedir.

Bu işlem önceleri herhangi bir görüntüleme yöntemi kullanılmaksızın yapılmaya çalışılıyordu ve başarı oranları düşük, komplikasyon oranları yüksekti. Artık görüntüleme yöntemleri ve girişimsel radyoloji alanının gelişmesiyle günümüzde bilgisayarlı tomografi ve özellikle deneyimli ellerde ultrasonografi kılavuzluğunda çölyak gangliyonlara iğne ile ulaşmak ve bloke etmek mümkün olmaktadır. Özellikle hastaların 2/3 gibi yüksek oranında ağrılarında ciddi derecede azalma veya tamamen ortadan kalkması sağlanabilmektedir.

Bu işlemin uygulanma yöntemi; hasta sırt üstü yatarken tomografi veya ultrasonografi kılavuzluğunda ciltten ince bir iğne ile girilerek çölyak gangliyonlara ulaşılmakta ve damarlar ve önemli yapılardan korunarak bu gangliyonlara lokal anestezi altında etanol enjeksiyonu yapılmakta ve blokaj tamamlanmaktadır. Bu işlem, deneyimli girişimsel radyoloji doktorunun ellerinde son derece güvenlidir. Ancak hastaların çok küçük bir kısmında minör komplikasyonlar olabilmektedir. Bunlar; ağrı, ishal, hipotansiyon gibi komplikasyonlardır. Bu komplikasyonlar birkaç gün içerisinde kendiliğinden düzelmektedir. Çölyak gangliyon blokajı özellikle üst batında kronik ağrı nedeni olan başta kanser hastalıkları yanı sıra kronik pankreatit gibi ağrı ile seyreden durumlarda girişimsel radyoloji ile yapılan önemli bir tedavi seçeneğidir.

Girişimsel radyoloji istanbulda hangi hastanelerde var, girişimsel radyoloji doktorları istanbul içerisinde nerelerde bulunuyorlar, en iyi girişimsel radyoloji doktorları kimlerdir, girişimsel radyoloji olan hastaneler hangi hastaneler gibi sorularınız için bizlere ulaşabilirsiniz.



Bana Ulaşın

Girişimsel radyoloji tedavilerim hakkında bilgi ve randevu almak için bana ulaşınız.



Adres

BRANDIUM R2 Blok Kat: 29 No:263
K.bakkalköy Mh. Dudullu Cd. No: 23-25/B



Beni Arayın

0 (541) 636 70 55



Mail Gönderin

info@zekaipekkafali.com




Girişimsel Radyoloji İstanbul 1


Kısaca


İlgili klinik branşın gerektirdiği görüntüleme alanındaki iş birliğini, en uygun maliyetle, en üst seviyede yararlılık, zararsızlık, çözüm odaklı inceleme ve tedavi yöntemlerini kullanarak hizmetinize sunmaktayız.




Mail Bülteni


Kliniğimizde olan tüm gelişmelerden haberdar olabilmek için bültenimize abone olabilirsiniz.



Copyright 2019 Prof. Dr. Zekai Pekkafalı Her Hakkı Saklıdır.